6 Haziran 2012 Çarşamba



Giriş



İnsanı şeytanın kışkırtmalarından koruyan, onun saptırıcı vesveselerinden uzaklaştıran, Allah’a karşı samimiyetidir. Bir mümin, Allah’tan gücünün yettiği kadar korktuğu, O’na tüm kalbiyle yöneldiği ve Allah’ı hoşnut etmek için yaşadığı sürece, gerçek samimiyete ulaşmış olur. Gerçek samimiyet karşısında, bir insanın yaptığı hatalar, düştüğü yanılgılar önemsizdir.


MÜMİNİN KİMLİĞİ: SAMİMİYET



“Allah’tan, geri çevrilmesi olmayan bir gün gelmeden evvel, Rabbinize icabet edin. O gün, sizin için ne sığınılacak bir yer var, ne sizin için inkar (etmeye bir imkan).” (Şuara Suresi, 47)
Samimiyet, insanın içiyle dışının bir olması, kalbinde hissettiklerini karşısındaki insana olduğu gibi yansıtması, alabildiğine dürüst, açık ve net olmasıdır. Kişinin gerçek düşüncelerini ve gerçek kimliğini hiç saklamadan, hiç hesap yapmadan, kendisini olduğundan farklı göstermeye çalışmadan açıkça ortaya koymasıdır. Samimiyetin önemli bir özelliği ise, kalpte yaşanmadığı takdirde hiçbir şekilde taklidinin yapılamamasıdır. Samimi insanın tüm tavırları doğal ve içinden geldiği şekildedir ve bu doğallık da insanlar üzerinde çok derin ve olumlu bir etki oluşturur. Samimi insanın bakışları, konuşması, üslubu, mimikleri çok doğal ve etkileyicidir.


ALLAH’A KARŞI DAİMA SAMİMİ OLMAK



İnsanı şeytanın kışkırtmalarından koruyan, onun saptırıcı vesveselerinden uzaklaştıran, Allah’a karşı samimiyetidir. Bir mümin, Allah’tan gücünün yettiği kadar korktuğu, O’na tüm kalbi ile yöneldiği ve Allah’ı hoşnut etmek için yaşadığı sürece, gerçek samimiyete ulaşmış olur. Gerçek samimiyet karşısında bir insanın yaptığı hatalar, düştüğü yanılgılar önemsizdir. Çünkü o, her ne yaparsa yapsın, yine tüm samimiyeti ile Yüce Allah’a yönelecek, O’nu razı etmek için çabalamaya devam edecek ve yaptığı hatadan dolayı pişmanlık duyup bunu telafi etmeye uğraşacaktır. Bir mümin için önemli olan hatasız olması değil, hatadan samimiyetle ders alması ve daima Allah’a yönelmesidir.


SAMİMİYETİN GETİRDİĞİ NİMET



SAMİMİYETİN NİMETİ: İMANİ COŞKU
Samimi bir Müslümanı Allah yolunda harcadığı çaba için şevklendiren nedir?
Müminin gücü, hiç tükenmeyen heyecanı, coşkusu ve şevki nereden kaynak bulmaktadır?
MÜMİNLERİN TAKLİT EDİLEMEYEN ŞEVK VE COŞKUSU
Günümüzde din ahlakından uzak yaşayan insanlar, büyük menfaatler karşılığında dahi bir işi yerine getirme konusunda zorlanırlar. Alacakları karşılık veya görecekleri ceza, onlarda bir istek ve mecburiyet hissi uyandırsa da çaba sarf etmek ve rahatlarından ödün vermek nefislerine ağır gelir. Bu nedenle samimi müminlerin Allah yolunda harcadıkları tükenmeyen çabayı, bir işi yerine getirme konusundaki sorumluluklarını, yeri gelince tüm ihtiyaçlarından feragat etmelerindeki samimiyeti taklit dahi edememektedirler.


AKIL, SAMİMİ MÜMİNLERDEDİR



Kuran’a göre, Allah’tan korkan ve samimiyetle Kuran’a uyan her insan akıllıdır. Ancak insanların bir kısmı böylesine büyük bir nimeti kolaylıkla elde etme imkanına sahip olduklarından habersizdirler. Aklın, insanların doğuştan kazandıkları zihinsel bir yetenek olduğunu sandıkları için, sahip olduklarının ötesinde bir kavrayış kazanabileceklerine ihtimal vermezler.